Osmanlı zamanında arşiv çalışmaları

Arşiv, bir milletin ya da toplumun bazan da bir kişinin yazılı ya da görsel hafızasıdır. Çeşitli kurumlar veya kişiler, tarih ve niteliği ne olursa olsun yaşadıkları döneme ait olayların içinde bulunur ve bazı belgeler ve raporlar üretiler veya teslim alırlar. Bunların bir kısmı zaman içinde önemsizleşir, değerini kaybeder. Bir kısmı ise ileride araştırmacılara kaynak olmak üzere saklanır. İşte saklanan bu belgeler bir arşivi meydana getirir.

Yazının bulunması ile birlikte, bilgilerin kayıt altına alınması ihtiyacı doğmuş ve arşiv denebilecek ilk belgeler oluşmaya başlamıştır. Kil tabletler bunu ilk örnekleridir.

İçerdiği bilgilere ileri tarihlerde ihtiyaç duyulması gereken, araştırma yapacak insanlara yarımcı olacak belgeler arşiv belgeleridir.

Toplumların bilgi birikimlerine sahip çıkmaları önemlidir. Bilgi birbirinin üzerine eklenerek gelişecektir.

Bu anlamda Osmanlı döneminde tutulan arşivler araştırmacılar için çok önemli bir kaynaktır. Ait olduğu dönemin geleneklerini, sosyal yapısını, kurumlarını birbirleri ile ilişkilerini ortaya koyarlar.

Akdeniz’in bir iç deniz olduğu koca bir imparatoluk kurmuş olan Osmanlılar, daha kuruluşlarından itibaren arşive tutmaya önem vermişlerdir. Bugüne kadar saklanmış milyonlarca arşiv belgesi vardır.

Zamanın tüm belgeleri önem derecelerine bakılmadan torbalar ve sandıklar içinde Maliye Defterleri Hazinesi ve Defterhane Hazinesi’nde titizlikle saklanıyordu.

Gerçi savaşlar zamanında birçok arşiv nelgesi de yok edilmemiş değil. Örneğin Bursa’daki arşiv, Timur istilası sırasında yok edilmişti. Bu nedenle Fatih’e kadar olan döneme ait pek fazla belge olduğu söylenemez.

Fatih’ten Kanuni dönemine kadar olan dönemde de fazla belge bulunduğu söylenemez.

Kanuni ile birlikte arşive yönelik ciddi uygulama esasları belirlenmiştir. Arşiv yöntemi dosyalama yerine yine defter tutma usulüydü.

Sultan III. Ahmed’den sonra, özellikle divan kararlarının tutulduğu defterler Topkapı sarayına taşındı.

Bu arada belgelerin saklanması ve korunması yönündeki anlayış, taşrada da vardı. Beylerbeyi ve kadılara bu konuda talimatlar verilmişti. Bu defterlerin saklandığı beylerbeyi arşivlerinden, Osmanlı arşivlerine belge gelmemiştir. Bunların büyük bir kısmı zarar görmüş, çalınmış veya kaybolmuş, büyük yangınlarda yok olmuşlardır.

Osmanlı Devleti’nde arşivcilik kuruluşundan beri varolmasına karşılık, modern anlamda ilk arşivcilik girişimini Tanzimat’tan sonra 1845’de Sadrazam Mustafa Reşid Paşa yapmıştır.

Osmanlı arşivlerinin Akdeniz ve Avrupa ülkeleri tarihi için de çok önemli olduğu kabul edilmektedir. Özellikle sosyal, ekonomik ve idari konularda zengin bir kaynak oluşturmaktadır.

Osmanlı’nın hüküm sürdüğü topraklarda var olan bugünkü devletlerin arşivlerinde de bazı belgeler vardır ancak, bunların asıl kaynakları Osmanlı arşivlerinde yer alır. Bu nedenle Osmanlı arşivlerini incelemeden o devletlerin tarihlerini doğru yazabilmek mümkün değildir.

Bugün ülkemizin en zengin arşivi, Kağıthane Sadabad’da bulunan Başbakanlık Osmanlı Arşividir. Burada yaklaşık 100 milyonun üzerinde tarihi belge bulunmaktadır. Bu arşivde sadece Osmanlı dönemi belgeleri değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesinden sonra kurulan 20’den fazla devletin de belgeleri de bulunmaktadır.

Haziran 2013 tarihinde Milli Arşiv Sitesi’nin açılışı yapılmıştır. Bu şekilde Sadabat’ta yer alan tüm arşiv belgeleri, internet üzerinden araştırma yapanlara sunulmaktadır.

1980’lerden sonra Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde en önemli gelişmeler yaşandı. Arşivlerin tasnifi ve araştırıcıya açılmasını sağlamak üzere sistematik tasnif çalışmalarında başlandı.

YORUM EKLE