Bahçıvan Bir Gül Elde Etmek İçin Bin Tane Dikeni Sular

Bu sözü okuduğumda çok sevdim. Çünkü toplum yaşamını anlatan çok güzel bir sözdür. Şöyle bir düşündüğümüz zaman çevremizdeki insanların kendimize bile itiraf edemesek de birçoğundan şikâyetçiyizdir. Bu sözde belirtildiği gibi bahçıvan olmak tam burada başlıyor. Şikâyetçi olduğumuz ve kendimize bile itiraf etmekten çekindiğimiz o insanlara katlanmasak, toplumda yaşayan ve Abdülhakim-i Arvasi’nin sözünde gül olarak nitelendirilen insanlara ulaşamayız. Dünyada gülün gövdesine dokunarak güle ulaşmaya çalışan ve eline diken batmadan güle ulaşan bir tek kişi bulunamaz. Mevlam yarattığı her şeyde insanoğlu için bir sır gizlemiştir. Bu sırdaki amaç bence insanoğlu düşünsün, bu sırrın keşfine varsın ve hayat felsefesini ona göre oluştursun. Tam bu noktada gülün bize ne dediğine bakmamız gerekiyor. Gül bize der ki: “Yürüdüğünüz hangi yol olursa olsun, o yolda mutlaka dikenler olacaktır. O dikenlere katlanmazsanız bana ulaşamazsınız.” Bence gülde böylesine çok derin bir hayat felsefesi saklıdır. Bu felsefeyi biraz inceleyelim. Zenginde olsak, fakirde olsak, ünlüde olsak, Cumhurbaşkanı da olsak, sıradan bir vatandaş da olsak hayatımızda mutlaka ama küçük ama büyük acılarımız olacaktır. İnsanlar yaşamlarında karşılaşmış oldukları bu acıları genellikle bilinçaltına bir süpürge ile süpürüp kaçmayı tercih ediyorlar. Bu çok yanlış bir davranış biçimidir. Çünkü insanlar acılarını bilinçaltına süpürerek bu acılardan kurtulamazlar. Bilinçaltına süpürülen bu acılar sinsi bir hastalık gibi insanı mutsuz etmeyi başarırlar. Nasıl gülün dikeni parmağımızı kanatıyorsa, acılarda yüreğimizi kanatır. Yüreğimizdeki bu kanamayı ise acılarımızla yüzleşerek ve onlarla mücadele ederek durdurabiliriz. Bu yüzleşmenin çok zor bir durum olduğunu biliyorum. Fakat bu yüzleşmeyi yapmadığımız zaman da hayatımızın yanlışı burada başlıyor. Hayatımızı bu yanlış üzerine kurarsak, ömür boyu şu yalan dünyada mutsuz bir yaşam sürebiliriz ve sonuçta mutsuz bir şekilde ölebiliriz. Burada mutluluğun formülünü şu şekilde yazabiliriz. Acılarımızı bilinçaltına itmeyeceğiz, onlarla yüzleşeceğiz ve mücadele ederek başa çıkacağız. Sizlere şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Acılarımızla yüzleşmek ve mücadele etmek bile insanda kendine karşı bir güven ve mutluluk verir. Bu güven ve mutluluğun kaynağı ise cesaretimizden kaynaklanır.

 Şimdi konumuza değişik bir bakış açısı getirmeye çalışalım. Güle giden yoldaki dikenleri ıslah edebilir miyiz? Burada ıslahtan kasıt elbette acı çekmemize sebep olan insanları kendi dünya görüşümüz içerisine sokmak değil, istişare yoluyla onlara kendimizi ifade edebilmektir. Bunun için bize en gerekli olan iki şeyden biri sabır ve diğeri ise metanettir. Bize acı çektiren insana kendimizi ifade edebilmenin en iyi yollarından biri onun empati yapmasını sağlamaktır. Empati yapmasını sağlayabilirsek bize yaşatmış olduğu acılardan dolayı bizim yaşadığımız duyguları anlamasını sağlayabiliriz. Hayatımızdaki en değerli insanlara gül aldığımız zaman o gülün dikenleri o insanların eline batmasın diye jelatinleriz ya bize acı çektiren insanları da iyi bir eğitimden geçirerek ve kendilerine özgü bir yaşam felsefesi oluşturmalarını sağlayarak onları jelatinleyebiliriz. Bu yolla bu insanları topluma yararı olmasa bile topluma karşı zararsız hale gelmelerini sağlayabiliriz. Bize acı çektiren insanlardan intikam almak yerine onların yaşamlarına değer katabiliriz. Örneğin ailesi yoksa aile kurmasını sağlayarak, evladı yoksa evlat sahibi olmaya teşvik ederek, işi yoksa iş imkânı sağlayarak yani yaşamında eksik olan bir şeyi tamamlayarak onun yaşamına değer katabiliriz. Yukarıda saydığım bu hususlar yüzeysel olarak bize acı çektiren insana çok büyük bir iyilik gibi görünse de derinsel açıdan bakıldığında kendi mutluluğumuza yaptığımız büyük yatırımlardır. Çünkü bir insanın kaybedecek ne kadar çok şeyi olursa, çevresine o kadar az verir. Ben işi şu ana kadar bireysel olarak ele aldım ama toplumda ki kanaat önderlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, siyasal partilerin vb. kuruluşların topluma verdiği mesajların da toplum üzerinde çok büyük etkilerinin olduğunu unutmayalım. Yazımı aşağı yazacağım güzel cümleyle bitirmek istiyorum.

“YAŞAMIMIZDA DOĞRU ADIMLAR ATARSAK, İSTEDİĞİMİZ HEDEFLERE VARABİLİRİZ.”

YORUM EKLE